FATMAGÜL’ÜN SUÇU NE ?
Seksenli yılların başında, Marmaris yakınlarında Hülya AVŞAR ve Aytaç ARMAN’ın rol aldığı Vedat TÜRKALİ’nin ayni adlı eserinden çekilen sinema filminin nikah sahnesi Fethiye’de çekilmiş ve nikah memurunu da Cemil ARSU canlandırmıştı, doğrusu Cemil abi birkaç saniyelik de olsa artist olmanın tadını daha sonra epey çıkarmıştı.
Aradan yaklaşık yirmi beş yıl geçtik den sonra ayni eser bir süredir dizi film olarak televizyon ekranlarında yer alıyor.
Günlerce tartışılan ve sanal ortamda yayından önce büyük bir merakla binlerce kere tıklanan tecavüz sahnesinden sonra gösterilen ilgi üzerine televizyon ekranları bir
den bire tecavüz, şiddet, ensest, çocuk yaşta evlendirilen küçük kadınların hikayelerini konu alan dizilerle doldu.
Kadına yönelik şiddet ve tecavüz’ün bu kadar merakla izleniyor olmasını, Hülya AVŞAR’ın mı, Beren SAAT’in mi tecavüz sahnesi daha iyiydi ? diye tartışılıyor olmasını toplumsal bir travma durumu olduğunu düşünüyorum.
Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi için Dayanışma Günü olarak kabul edilen 25 Kasım gününe saatler kala Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen “ Kadına Yönelik Şiddete İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” hükümlerinin iç hukuk hükümleri haline gelmesinin uygulamada Türk Kadınının hayatına nasıl katkı sağlayacağını göreceğiz.
Kadın Örgütleri olarak, özellikle de temsilcisi bulunduğum, Türk Kadınlar Birliği adına hedeflediğimiz Evrensel Kadın Modeli;
- Kamu ve özel yaşamında güçlü olan, hiç kimseye, aileye yada cemaate muhtaç olmayan, kendi bağımsız kaderine hakim olacak kadar donanımlı, eğitimli, gelir getirici bir işi olan, etrafında olup bitene katkıda bulunan, aile içindeki otoriteyi paylaşabilen, haklarının farkında olan ve bunu cesaretle savunabilen bir birey olmasıdır.
Ancak, bu ideale ulaşabilmek için bu tanımların altını dolduracak Devlet Politikaları oluşturulmalıdır.
Ne yazık ki; en yetkili ağızlardan ifade edilen ve ifade edildiği ortamlarda yılışık tebessümlerle karşılanan tavsiye, kadının üç çocuk doğurup evinde oturması şeklinde olunca ortaya çıkan, kadın istihdamının son yıllarda % 30 lardan % 20 lere düşmesi sonucuna da şaşırmamak gerekiyor.
Sosyal hayatta, iş hayatında ve siyasi alanda ki temsil eksikliği kadınları toplumun merkezinden koparıyor ve sorunlarının ev içinde kalmasına neden oluyor.
Kadın; öteden beri süregelen feodal ve kapitalist düzenin benimsediği öncelikler içinde erkeğinin, kaderine keyfince hükmettiği alelade bir “mal” olma hüviyetinden bir türlü kurtulamıyor.
Bu döngü içinde, öncelikle kadına biçilen rol model konusunda radikal bir Devlet Politikası oluşturulmadığı sürece, sosyal yaşama geçirilen bir farkındalık süreci ve evrimi yaşanmadığı sürece, onaylanan “ Kadına Yönelik Şiddete ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” imzalayan siyasi iktidara övünme nedeni olmaktan öteye geçemeyecektir.
Yani; Fatmagül’ün suçunun ne olduğu konusundaki tartışmalar bizi daha epey oyalayacaktır. 30.11.2011